header

   
header
Özel Arama
header header
Ana Sayfa
header
Veqetin

Rotinda Yetkiner

Çok yönlü kişiliği ile bilinen Kürt sanatçısı Rotinda Yetkiner, 1 Eylül’de ‘Janar’ adıyla çıkacak olan yeni albümü için “ben hep bir hikaye üzerine yoğunlaşırım ve şarkılarımı bir hikaye gibi bestelerim. Onun için de şarkılarımın hep hikayesi vardır. Bu çalışmanın da bir hikayesi var” diyor.

Sanatçı Rotinda Yetkiner ile sanat yaşamı ve Kürt sanat camiasında yaşanan sorunlar üzerine konuştuk.

Çok renkli bir kişiliğiniz ve kendinize özgü bir sanat tarzınız var. Bugün geldiğiniz noktada kendinize ilişkin nasıl bir değerlendirmede bulunabilirsiniz?

Sanatın gereği, renkli bir kişiliğe sahip olmaktır. Çok yönlü olmak, birden çok pecereden dünyaya bakabilmek ve yaşamın renklerini kendinde yaratabilmektir. Eğer beni renkli bir kişilik diye tanımlıyorsanız, demek ki sanata adım atabilmişim. Kişiliğim yaptıklarımla değerlendirilmeli, ben kendimi bu anlamda sürekli, değişime açık tutan ve bilimselliğe ters düşmeyen biri olarak görüyorum. Rotinda hep insanca olanı yapmanın uğraşındaydı ve öyle olacak.

Yaptığınız müzik tarzını ulusal bir renk olarak mı kabul ediyorsunuz?

Tabii ki, ulusal bir renk olarak bakıyorum. Bugün caz, rock, blus, folk ya da farklı tarzlarda müzik, her ulustan müzisyenlerce yapılmakta ve buna kendi ulusunun rengini katmakta. Ben bunları yaparken Kürtlerin acılarını, duygu yoğunluğunu, yaşam tarzını, gerillayı, ideolojiyi koyuyorum. Bunlar salt bir ritim ya da melodi değil. Ondaki ruh önemli ve benim yaptığım müziğin ruhu Kürdilidir. Müziği bütünsellik içinde ele alıyorum ve ulusal rengi çokça kullandığıma inanıyorum. Ben tesadüfle başlamadım bu işe, yaptığım müzik ile gençliğin büyük desteğini aldığıma da inanıyorum.

Tesadüf ile başlamadım diyorsunuz...

Bir işe tesadüf ile başlamak, o işteki başarı oranını çok farklı ve kalıcı kılmaz. Bir işe bilinçli başlamak, o işin başarı oranını daha baştan yüzde elli garantiler. Biz, ara bir süreç yaşıyoruz. Bu ara süreçte çok fazla tesadüfler var. Özellikle sanat alanında çok fazla tesadüfler var ve bu zorluyor. Örneğin mücadele ile tanışmış, sonradan sanat yapmış. Bu doğal olarak, böylesi bir süreçte o arkadaşın kendisini de çok zorlamış oluyor. Bu tıkanmayı yarattı ve halen de devam ediyor.

.................................................

Sanatçı kimliğinizle yıllarca deyim yerindeyse militanca siyaset de yaptınız. Siyasi hayatınızın kısa bir muhasebesini yapar mısınız?

Siyasi hayatım da tesadüfle olmadı. Ben uzun bir dönem Özgürlük Hareketi’ni yakından izledim. İnsanlık hareketiydi ve her anlamda oraya ait olduğuma inandığım için, ona yüreğimi, belleğimi ve çabamı verdim. Bir kimliğim vardı. Özgürlük mücadelesinde, buna sadece ulusal değerleri ve direnmenin özünü kattım. Geçmişte yaptıklarımdan asla pişmanlık duyduğum bir nokta yok. Tam tersine bin kere de doğsam, yine Kürt olarak, Rotinda olarak ve bu mücadelenin bir ferdi olarak doğmak isterim. Ama bugün zorlayan noktalar var.

Biraz açar mısınız?

Bugün bir klik var. Bu klik her şeyi çok fazla benzeştirerek, gerçekten çabalayanı ve yaratanı da hiçleştirerek bıktırma politikası sürdürüyor. Sanki geçmişte sanat anlamında yapılanların hepsi aynı ve geçici bir dönemmiş gibi. Özgürlük mücadelesinde rengi olmayan, bir popülizmin peşine düşen bir kliktir. Fakat bunun da bir geçiş süreci olduğuna inanıyorum. Eğer aşılmazsa gerekirse sanatsal duruşumla, fedaice bir tavır sergilerim.

Gerilla yaşamınız oldu. Bu sizin sanatsal kimliğinizi ne düzeyde etkiliyor?

Ben Kürtler için kutsal olan üç şeye çok inanan biriyim. Toprak, su ve hava. Bunların bileşkesinde insanın kutsal olduğuna inanıyorum. Dağlardaki mücadelenin, Kürtler için toprak, su ve hava kadar kutsal olduğuna inanıyorum. Onlarsız asla bugün Kürt olmayacaktı, hata haini bile olmayacaktı. Bu bir gerçek. Bu gerçeğin içinde çok yanlışlar da vardı. Gerillada zorlandım. Sonradan hem çok sevdim hem de çok sevildim. Buna inanıyorum. Gerillanın benden bütün istediklerini her an yaşıyorum. Kürdistan’ın dört parçası özgür olmadığı sürece, bir gerilla olarak yaşamımı sürdüreceğim. Bu metropol olur, Avrupa da olur, hatta tek başına da olur. Siyasi kimliğim ile sanatçı kimliğimin birbirini tamamlayan üst bir evreyi oluşturduğuna inanıyorum.

Kendinize özgü bir tarzla Kürt müziğinde birçok yeniliğe öncülük de ettiniz. Şimdi kendinizi hangi aşamada görüyorsunuz? Daha açık sorayım; siz de mi ‘tıkanan’ sanatçılar kervanına katıldınız?

Uzun bir uğraş, eğitim ve disiplin sonucu değerli öğretmenlerimin katkılarıyla, Kürt müziğinde nacizane bir stil oluşturdum sanırım. Bu tarzımın gençlikle buluşması anlamlı. Kendimde tıkanmayı asla görmüyorum. Övünmek gibi olmasın ama ben sürekli üreten ve bundan büyük haz alan, bunu bir görev olarak algılayan biriyim. Şimdi henüz okunmamış yetmişin üzerinde bestem var ve sürekli beste üretiyorum.

Sadece müzik ile sanat yapmıyorum. Fotoğraf ve sinemayı da çok seviyorum. Yazıyorum, bir kitabım çıkmıştı ve ikincisi bitmek üzere. Hazırladığım veya sunuma hazır olan yirmi bir tane çocuk müzikalim var. Sözünü ettiğim geçiş süreci kahramanları, herkesi kısırlaştırıp üretimden uzak bırakmak isteseler de, buna alet olmayacağım. Tabii ki dıştan bizim cepheye bakıldığında, ben de oradayım. Onun içinde bunu aşmam gerektiğini biliyorum. Gerekirse son çalışmamdan sonra kendimi bir süre uzak tutabilirim...

1 Eylül’de çıkacak olan yeni albümünüzden bahseder misiniz?

Krize dönen bir albüm... Bir buçuk yıl gecikmeli çıkan bir albüm. Albüm, bir emek ve bütünlük taşıyor. Albümü, adı gibi onurlu acımızı dillendiriyor. ‘Janar’ adıyla çıkacak. Ben hep bir hikaye üzerine yoğunlaşırım ve şarkılarımı bir hikaye gibi bestelerim. Onun için şarkılarımın hep hikayesi vardır. Bu çalışmamın da bir hikayesi var. Bu çalışma öncelikle şehit annelerine ve gençliğe atfen yapıldı. Bu kadar acı yaşayan bir halk ısrarla, çığlık çığlığa barış istiyor ama hala her gün bir parçasını yitiriyor ve acılar yaşıyor. Yine de onurlu ve başı dik direniyor. Albüm, bunun hikayesini anlatıyor. Bu albümde farklılıklar var. Beni dinleyenler bunu görecek.

‘Her şarkıyı bir hikaye olarak ele alırım’ diyorsunuz...

Çünkü bence melodiler tesadüf değildir. Her melodi bir acı, sevinç, keder sonucu ya da bunların karması şeklinde doğar. Önemli olan bunu, güzel sözlerle ifadelendirmek. Şarkı sözlerinin bir edebiyatı olmalı. Kürt müziği içerisinde, en iyi söz yazanlardan biri olduğuma inanıyorum.

Bu büyük bir iddia değil mi?

Evet. İddialı olmak gerekir. Kürtçemi çok iyi geliştirdiğime inanıyorum. Sözlerime, Kürtçe’nin o kendine has, güzel üslubunu katmaya çalışıyorum. Dengbêjleri çok iyi dinliyorum, onlardaki edebiyatın çağa uyanlarının arayışına giriyorum.

Avrupa’da genel olarak sanat, özel olarak da müzik konusunda bir tıkanma, bir tekrar ve verimsizlik yaşanıyor? Sizce bunun nedenleri ne?

Yaşam bir bütündür, sanat yaşamın bir parçasıdır ve yaşam devingendir. Bu süreçte siyasetimiz kendini değiştirdi, yeni bir evreye girdi. Sanatla uğraşanların çoğu bu değişimi bırakın yakalamak, daha onun gereklerini dahi anlamamış. Kendini büyük bir kandırma var. ‘Bir şeyler yaptım, seviliyorum, tanınıyorum, popülerim’ deniliyor. Oysa gerçekler farklı. Sanatçı iddiasını taşıyanlarımızın çoğu, üzgünüm ama okumuyorlar, araştırmıyorlar. Kürtçe’yi dahi iyi konuşamıyorlar. Kürtçe şarkı söyleyip de, Kürtçe’yi bilmeyen sanatçılarda var. Bu manzaranın yansımasında, elbette ki bir tıkanmanın olması kaçınılmaz. Ama aşılacak, inanıyorum. Yeter ki ne yaptıklarını, iyi bilmeliler. Siyaset ile sanatın bağını çok iyi bir ölçüde tutmaları gerekir. Halkla ilişkilerini herkesin tekrar gözden geçirmesi gerekiyor. Beyinle, yürekle halkın içinde olmak gerekiyor. Her şeyden önce bu halkın gereksinimlerini ve dilini çok iyi bilinmeli.

Sanatçının misyonu hakkında ne diyebilirsiniz?

Dünyada hiçbir güç, sanatı susturamamıştır. Sanatın böyle bir gücü var. Bu anlamı ile sanatın misyonu her devirde çok belirgindir. Bunu ne kadar kullandığımızı, sorgulamamız gerekiyor.

Bunu neden iyi kullanamıyoruz?

Güncel siyaseti belirleyen ya da bu misyonu oynayanların engeli en belirleyicisi. Bizim ulusal mücadelemizi destekleyen basın-yayın organlarının-çalışanların, sanat ve sanatçı bazında neyi ön plana çıkarıp, halka sunmaları gerektiğini çok iyi bilmediklerine inanıyorum. Kürt halkının bugün sanattan çok beklentileri var. Sanatçılar isterse, Kürt toplumunda gerilladan çok daha fazla rol oynayabilir. Çünkü bir gerilla silahı ile savaşıyor. Ama sanatçının birçok silahı var. Bir şarkı ile binleri harekete geçirebilir. Biz hep sanatın slogan bölümünü kullandık. İki tane iyi slogan atanı çok rahatlıkla önplana çıkarabildik. Toplumu çok geri görmemek lazım. Kürt toplumu değişti. Bu geçiş sürecidir ama bu sürecin nereye doğru gitmesi gerektiği daha önemli. Sanatçı, sanatın gereğini yaparsa bu tıkanma aşılır, hem de beklenenden daha erken...

Yapılanlar gündelik miydi demek istiyorsunuz?

Biraz öyle. Şimdi, kaç sanatçının on yıl önce yaptıklarını bugün alıp baş ucunda dinleyebiliyorsun. O günün koşullarına göre yaptılar ama bunu daha kalıcı kılabilirlerdi. Geçmişin yanlışları geçmişle de sınırlı kalmadı, yeni sanatçı adayları da onları örnek alıyor, yani yanlışlar sürüyor.

Fotoğraf çekmeyi de seviyorsunuz. Birçok yerde segi açtınız...

Bir fotoğraf, bazen bir senfoninin anlatamayacağı şeyi anlatabilir. Fotoğraf sanatını çok seviyorum. Fotoğraf ile hedefim, Kürt çocuklarının bugünkü durumu ile gerillanın yaşamını geleceğe aktarabilmek. Bunları hep arşivliyorum ve geniş bir arşivim olacak. İleride olanağım olursa, bir kitap olarak da çıkarmak istiyorum. Çünkü her fotoğrafımda bir hikaye var. Bu defa Kürdistan’a gidersem, dağdaki çicekleri çekeceğim ve fotoğraf hep devam edecek.

Çarçela’da belgesel çekmek istediğinizi, Zağroslara bu şekilde teşekkür edeceğinizi dile getirdiniz. Bu projeniz hangi aşamada?

Müzik ile bu kadar ilgilenmeseydim, kesinlikle sinema dalına ağırlık verirdim. Çünkü sinema, bir nevi bütün sanat dallarının bileşkesi oluyor. Benim için Zağroslar çok kutsal. İnsanlık medeniyetinin doğduğu yerdir. Kürdistan yitik cennettir ve Çarçela ise o cennetin merkezi. Orada yaşadım. Bu dağın hikayesini kesinlikle anlatmalıyım. Bunu kesinlikle yapacağım. Buna finansör olabilecek firma ya da birey araştırıyorum. Belki sizin gazeteniz aracılığı ile rörportajı okuyan birileri de katkı sunayım diyerek yardım edebilir. Böyle bir katkı da bekliyorum, bu olursa Çarçela’nın belgeselini yapacağım.

ERDAL ALIÇPINAR
Yeni Özgür Politika Gazetesi
Yorumlar
Yeni Ekle Ara
Yorum yaz
Ad
E-posta:
 
Web Sayfas1:
Ba
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.

3.26 Copyright (C) 2008 Compojoom.com / Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

 
< Önceki   Sonraki >
header
Amed
2°C
Amed 2°C | İstanbul 7°C | Tokyo 5°C | Moscow -14°C | Sydney 22°C | Berlin -17°C | Bruxelles -7°C | Paris -4°C | Roma -1°C | Yerevan 0°C | °C